Sosyal Medya
mersin haber

Gündem

ORTADOĞU GAZETESİ YAZDI: “GÜMÜŞ’Ü ŞEHİT EDENLER CHP’NİN YOLDAŞI DEĞİL MİYDİ?”

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Geçtiğimiz gün Afrin’de şehit düşen Mersinli Uzman Çavuş Ali Gümüş’ün CHP eski ilçe yöneticisi olmasını siyaset malzemesi yapan CHP Genel Merkezi ve Mersin İl Örgütü’ne tepkiler sürüyor.

TSK’nın gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekatı’nda şehit düşen Mersin’in Mut ilçesinden Uzman Çavuş Ali Gümüş’ün acısı sürerken, daha önce CHP Mut İlçe Yönetiminde yer alan Şehit Gümüş’ün üzerinden CHP’nin propaganda yapması skandal olarak yorumlandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve Mersin İl Başkanı Adil Aktay’ın “CHP’li şehit” vurgusu yapması tepkiyle karşılandı.

 

CHP’nin şehitleri ayrıştırdığı skandalı değerlendiren Ortadoğu Gazetesi Yazarı Yıldıray Çiçek de yazısında, “Uzman Çavuş Ali Gümüş’ü şehit eden kimdir? Kemal Kılıçdaroğlu’nun “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” diyerek kutsadığı terör örgütüdür. CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun “Kendi toprağını, vatanını, dağılmış Suriye rejimi içinde kendi haklarını korumaya çalışan bir halk ve onların silahlı güçleri var.” diyerek meşrulaştırmaya çalıştığı terör örgütüdür. Uzman Çavuş Ali Gümüş’ün katilleri, CHP milletvekillerinin cenazesini törenle karşıladığı PYD’li Aziz Güler’in terörist yoldaşlarıdır. CHP’li olduğu söylenen şehidimiz Uzman Çavuş Ali Gümüş, bu manzaraları görüp de hala CHP’de kalmış mıdır?” değerlendirmesinde bulundu.

 

İşte Yıldıray Çiçek’in Ortadoğu Gazetesi’nde çıkan yazısı:

 

ALİ GÜMÜŞ’Ü ŞEHİT EDEN, CHP’NİN YOLDAŞLARI DEĞİL Mİ?

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ÖSO’ya “terörist” diyerek tepki gösteren CHP’li vekillere, “Ulan ahlaksız sen sıcak yatağında yatarken o ÖSO’lar benim Mehmet’imle beraber senin kol kanat gerdiğin teröristleri yok ediyorlar” ifadelerini kullanmıştı.

 

Bu sözlere CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba Twitter hesabından “Ülkenin Cumhurbaşkanı ‘Ulan siz CHP’liler sıcak yatağınızda uyurken’ dediği saatlerde CHP eski yöneticimiz Uzman Çavuş Ali Gümüş Afrin’de şehit düştü. Tüm Türkiye’nin başı sağolsun” şeklinde cevap verdi.

 

Birçok CHP’li yönetici de “CHP’li şehit vurgusu” üzerinden AKP ile söz düellosuna girdi. Şehitlerimizi şu partiden, bu partiden diyerek kategorilere ayırmak elbette yakışıksız bir durumdur. Görüşü, düşüncesi ne olursa olsun vatan için canını veren herkes şehittir.

 

CHP’de vatansever yok mu, elbette yüzbinlerce vatansever mensubu vardır. Ama yönetim düzeyinde bunu söylemek mümkün değildir. CHP bugün HDP/PKK çizgisine getirilmiştir. CHP’nin yönetim kadrosunda en çok itibar gören bu çizgidir.

 

Yazar Nihat Genç’in “CHP’nin delege yapısı ortada , kurultayda Atatürk ve Selahattin Demirtaş yarışsa Atatürk kazanamaz” sözü bu manada çok doğru tespittir.

 

CHP içindeki en sıcak tartışma konusu olan İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun PKK-HDP sevdası bunun örneğidir.

 

Uzman Çavuş Ali Gümüş’ü şehit eden kimdir?

 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “YPG terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” diyerek kutsadığı terör örgütüdür.

 

CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun “Kendi toprağını, vatanını, dağılmış Suriye rejimi içinde kendi haklarını korumaya çalışan bir halk ve onların silahlı güçleri var.” diyerek meşrulaştırmaya çalıştığı terör örgütüdür.

 

Uzman Çavuş Ali Gümüş’ün katilleri, CHP milletvekillerinin cenazesini törenle karşıladığı PYD’li Aziz Güler’in terörist yoldaşlarıdır.

 

CHP’li olduğu söylenen şehidimiz Uzman Çavuş Ali Gümüş, bu manzaraları görüpte hala CHP’de kalmış mıdır?

 

Son nefesini bir CHP’li olarak mı vermiştir?

 

“CHP’li şehit vurgusu” yaparak istismar yarışına giren CHP, şehidin katilleriyle özellikle son dört yıldır niçin kol kola yürüdüğünü de kamuoyuna izah etmelidir.

 

Şehidimiz Uzman Çavuş Ali Gümüş üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a laf yetiştirmeye çalışan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba “Neymiş, ‘CHP zaten bir milletvekili çıkarıyormuş, HDP’ye verelim oyları’. Bunların içinde şu an delege olan arkadaşlar da var. Benim yüzüme ‘Oy vermeyeceğiz, HDP’ye vereceğiz’ diyen arkadaşlar da var. Bunları söylemek istemiyorum. ” itiraflarını yapan sen değil miydin?

 

“Kürdistan’ı kuracağız, Apo’nun heykelini asacağız” diyen PKK’lı Demirtaş’ı “HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklanması da, tutuklandığı yerde değil de Edirne’de cezaevine gönderilmesi ve IŞİD’lilerin kaldığı blokta tutulması da kabul edilebilir bir durum değil.” diye savunan sen değil miydin?

 

PKK’nın uşağı HDP milletvekillerinin tutuklanmasına “Millet iradesi diye meydanlarda caka satan bir diktatörün, muhalefet genel başkanlarını ve milletvekillerini tutuklaması, yaratılan ikiyüzlü rejimin vesikasıdır. ” tepkisini gösteren sen değil misin?

 

İstanbul -Kadıköy’deki “Dayanışma ve Birlik” mitingine HDP milletvekilleriyle katılan sen değil miydin?

 

Şehidimiz Uzman Çavuş Ali Gümüş’ün katilleriyle her manada el ele, gönül gönüle olacaksın ama “CHP’li şehit vurgusu” pişkinliği yapacaksınız.

 

Son olarak HDP-PKK sevdasını her daim yansıtmış birini İstanbul CHP İl Başkanı yapanların ve tüm tepkiye rağmen onu görevden almayanların şehidimiz Uzman Çavuş Ali Gümüş’ün adını ağızlarına almaları ayıptır.

 

CHP’nin bu yoldaşlarına karşı mücadele verirken şehit olan Ali Gümüş’ün de bu CHP ile ne işi olur?

 

Şehidimiz Uzman Çavuş Ali Gümüş’ün ailesi de özellikle bu CHP yönetimin istismarı önüne geçmelidir. PKK’yı, HDP’yi dostu edinmiş bu CHP’nin hiçbir şeyine ihtiyaçları yoktur.

 

Şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun babası Mahir Çakıroğlu’nun geçtiğimiz yıllarda Sözcü’ye verdiği röportajdaki “Biz sülale olarak CHP’liyiz. Fırat da öyleydi. Fakat İzmir’e gelip okula kaydolurken Ege Üniversitesi içinde PKK’lıların yuvalandığını, ‘Çözüm Süreci’nde kampüste serbestçe terör örgütü propagandası yapıldığını görünce buna itiraz etti. Duyarlı ve vatansever bir genç olarak harekete geçti, ülkü ocakları temsilcisi oldu, tüm yurtseverleri birleştirici bir rol oynayarak ve Atatürkçü gençler ile dayanışma içinde olarak demokratik mücadele verdi” ifadesinden herkesin çıkaracağı dersler vardır.

 

Babası tarafından bir zamanlar CHP’li olduğu söylenen Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun, son nefesinde Ülkücü olarak gözlerini yumması, aslında CHP’li vatanseverler içinde ibretlik bir durumdur.

 

Bir vatanseverin CHP’de kalması mümkün değildir. Kalanlarda varsa CHP’yi HDP-PKK çizgisinden kurtarma mücadelesi verenler olmalıdır.

 

Aksi halde Uzman Çavuş Ali Gümüş’ü şehit eden YPG’lileri  “Terör örgütü değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum” olarak gören Kemal Kılıçdaroğlu ile vatansever CHP’linin ne işi olur?

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Genel

SANSASYONEL KULİS! YOLSUZLUK OPERASYONU SONRASI BÜYÜKŞEHİR’DE ŞOK: BÜROKRATLAR NEDEN İMZA ATMAKTAN KAÇIYOR, KİMSE SORUMLULUK ALMAK İSTEMİYOR! İMZA KRİZİNDE İLK İSTİFA GELDİ… BOMBA ÖTESİ İDDİA…

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Yazan:

Vahap Seçer’in tutuklanması ve operasyonların ardından Mersin Büyükşehir’de bürokratlar görevden kaçmaya başladı. Kültür ile Destek Hizmetleri daireleri arasında krize yol açan ihale anlaşmazlığı sonrası Ayhan Terban’ın istifası, “kurumda kimse imza atmak istemiyor” iddialarına zirve yaptırdı. Tarsus Festivali ses sistemi ihalesi nedeniyle sorumluluk almak istemeyen Destek Hizmetleri Daire Başkanı Ayhan Terban görevinden istifa ederek makam odasını boşalttı.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde operasyonların ardından sular durulmuyor.

Belediyede peş peşe yaşanan gelişmelerin ardından dikkat çeken bir istifa haberi geldi.

Destek Hizmetleri Daire Başkanı Ayhan Terban’ın görevinden istifa ederek makam odasını boşalttığı öğrenildi. Terban’ın ani istifasının gerisinde ise belediyede hâkim olan “imza korkusu” ve çetin bir ihale krizi olduğu iddia ediliyor.

TARSUS FESTİVALİ İHALESİ KRİZ FİTİLİNİ ATEŞLEDİ

Mersin’de her yıl ünlü isimlerin ağırlandığı festivaller bu kez farklı bir gündemle anılıyor.

Kulislerde konuşulan bomba iddiaya göre; 5. Uluslararası Tarsus Festivali için yapılması gereken ses sistemi ihalesi kurum içinde krize yol açtı.

Kültür Sosyal İşleri Daire Başkanlığı, ses sistemiyle ilgili ihale sürecini kendi bünyesinde yürütmek yerine Destek Hizmetleri Daire Başkanlığına yaptırmak istedi. Ancak Destek Hizmetleri Daire Başkanı Ayhan Terban’ın bu talebe kesin bir dille karşı çıktığı, “İhaleyi ben gerçekleştirmeyeceğim, Kültür Daire Başkanlığı yapsın” diyerek sorumluluğu üstlenmek istemediği öne sürüldü.

Kültür Daire Başkanlığı’nın da ihale yapmayarak topu yeniden Terban’ın birimine atması üzerine, Ayhan Terban’ın masaya yumruğunu vurarak istifa kararı aldığı konuşuluyor.

“KİMSE İMZA ATMAK İSTEMİYOR” İDDİALARI DOĞRULANDI MI?

1 Ekim’de Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonlarda Belediye Başkanı Vahap Seçer tutuklanmış, süreç cezaevi kulisleri ve yönetim tartışmalarıyla da anılmaya başlanmıştı.

Ayhan Terban’ın istifası, kulislerdeki “Genel Sekreter Olcay Tok’un itirafçı olduğu yolsuzluk operasyonunun ardından kurumda kimsenin bir şeye imza atmak istemediği” yönündeki iddiaları adeta doğrular nitelikte değerlendiriliyor. Operasyonların ardından belediye bünyesinde yönetimin imza kilitlenmesiyle karşı karşıya kaldığı ve bürokratların sorumluluk almaktan kaçındığı yüksek sesle dile getiriliyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan bu imza krizi ve istifanın ardından yönetim boşluğunun nasıl aşılacağı, önümüzdeki günlerin en sıcak başlığı olmaya devam edecek.

Haberin Devamını Oku

Gündem

GÜNÜN BOMBA İDDİASI: MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ CEZAEVİNDEN Mİ YÖNETİLİYOR? BAŞKAN VEKİLLİĞİ KOLTUĞU SADECE GÖLGELİK Mİ?

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Yazan:

Mersin’deki operasyonlar kapsamında tutuklanarak Tarsus Cezaevi’ne konulan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in, ev hapsi girişimleri sonuçsuz kalırken; cezaevinden yayımladığı mesajlarla belediyeyi yönetmeyi sürdürdüğü ve kulislerde “vekil koltuğunun sembolik kaldığı” iddiaları gündeme bomba gibi düştü.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonlar ve akabinde gerçekleşen tutuklamalar, kentin siyaset gündemini sarsmaya devam ediyor.

Operasyonlar kapsamında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer tutuklanarak Tarsus Cezaevi’ne gönderilmişti.

Geçtiğimiz hafta yaşanan yeni bir gelişmeyle, tutuklu isimlerin birçoğu Tarsus’tan Adana, Kahramanmaraş ve Ereğli’deki cezaevlerine nakledilirken, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer Tarsus Cezaevi’nde bırakıldı.

Kulislerdeki iddialara göre Seçer’in bu durumdan memnun olduğu ve adeta cezaevinden ayrılmamak için direndiği öne sürülüyor.

“TARSUS CEZAEVİ’Nİ TÜRBEYE ÇEVİRDİ” İDDİASI

Hakkında ortaya atılan iddialara göre Vahap Seçer’in, Tarsus Cezaevi’nden ayrılmamak için çeşitli yollara başvurduğu öne sürülüyor.

Sağlık raporları alarak durumunun iyi olmadığını savunan Seçer’in ev hapsi talebinde bulunduğu, ancak ilk incelemelerde bu başvuruların kabul görmediği iddia ediliyor. Mahkemeye yapılan ev hapsi ret kararlarının ardından yeni başvurularla başka cezaevlerine sevkini engellemeye çalıştığı iddia edilen Seçer’in, neredeyse gününün tamamını avukat görüş odasında geçirdiği kaydediliyor.

Ayrıca yayımlanan videolu ve mektuplu paylaşımlarla “Belediyeyi ben yönetiyorum, buradayım” algısı yaratılmaya çalışıldığı da konuşulan başlıklar arasında yer alıyor.

VEKİL KOLTUĞU TARTIŞMASI: BAŞKAN VEKİLLİĞİ BOŞ MU BIRAKILDI?

Belediye kulislerinde en çok seslendirilen konulardan biri de Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin yönetim mekanizması.

İddialara göre, vekaleten koltukta oturan ismin tamamen sembolik olduğu, Vahap Seçer’in cezaevinden dahi belediye üzerindeki kontrolünü bırakmadığı ve alınan kararlarda tek söz sahibi olmaya devam ettiği iddia ediliyor. Belediye içinden yükselen seslere göre, vekil ismin kendi başına bir fikir dahi geliştiremediği, tüm talimatların Tarsus Cezaevi’nden verildiği kulislerde yüksek sesle konuşuluyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin cezaevi gölgesinde nasıl yönetildiği ve bu iddiaların hukuki boyutta nasıl karşılık bulacağı önümüzdeki günlerde de kentin ana gündemi olmaya devam edecek.

Haberin Devamını Oku

Ekonomi

İYİ PARTİ MERSİN MİLLETVEKİLİ BURHANETTİN KOCAMAZ, ZEYTİN ÜRETİCİSİNİN DERTLERİNİ TBMM’YE TAŞIDI: “ÜRETMEK DEĞİL EKMEMEK DAHA KÂRLI HÂLE GELDİ!”

yazar

Yayınlayan

üzerinde

Yazan:

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, TBMM Genel Kurulu’nda zeytin üreticilerinin yaşadığı büyük ekonomik krizi kürsüye taşıdı. Özellikle Mersin’de zeytinyağı fiyatlarının 3 yıl önceki seviyelere gerilediğine dikkat çeken Kocamaz, artan maliyetler ve tükenen umutlar nedeniyle üreticinin adeta iflasın eşiğine geldiğini vurguladı.

Türkiye genelinde tarım sektöründe yaşanan maliyet krizi derinleşirken, sesler TBMM kürsüsünden yükselmeye devam ediyor.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı sert ve çarpıcı konuşmayla zeytin üreticilerinin dertlerini gündeme taşıdı.

Konuşmasında özellikle Mersin ve ilçelerindeki tarımsal çöküşe dikkat çeken Kocamaz, iktidarın tarım politikalarını sert bir dille eleştirdi.

MERSİN’DE ZEYTİNYAĞI FİYATLARI 3 YIL ÖNCESİNE GERİLEDİ

Ülke genelinde zeytin hasadının yüksek rekolte nedeniyle bereketli geçmesine rağmen, bu bereketin üreticinin cebine yansımadığını belirten Burhanettin Kocamaz, Mersin’deki tablonun vahametini rakamlarla gözler önüne serdi.

Mut, Tarsus, Silifke ve Erdemli gibi Mersin’in tarım üssü olan ilçelerinde üreticilerin büyük bir çıkmazda olduğunu ifade eden Kocamaz, şu çarpıcı verileri paylaştı:

“Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre; Eylül 2025’te kilogramı 231 TL 85 kuruş olan zeytinyağının üretici fiyatı, Eylül 2026’da 271 TL 87 kuruşa yükseldi.

Ancak Mersin’de zeytinyağının litresi 200 liraya kadar düşerek tam 3 yıl önceki fiyatlara geriledi.

Sadece bir yılda mazotun litre fiyatı %70’in üzerinde artarak 95 lira 84 kuruşa ulaştı; gübre, elektrik, işçilik ve nakliye maliyetleri üreticinin sırtındaki yükü katladı.”

“TARLA FİYATLARI 2 MİLYONDAN 200 BİN LİRAYA DÜŞTÜ”

Üreticinin elinden çıkan ürün ile marketteki tüketici fiyatı arasındaki uçuruma dikkat çeken İYİ Partili Kocamaz, aradaki kazancın üreticiye değil aracı ve tedarik zincirine gittiğini söyledi.

Mersin’deki ekonomik çöküşün tarım arazilerine de doğrudan yansıdığını belirten İYİ Partili Kocamaz, “Geçmişte dekarı 2 milyon liradan satılan tarlalar bugün Mersin’de 200 bin liraya bile alıcı bulamıyor. Öyle bir noktaya gelindi ki bazı ürünlerde ekip dikmemek, üretmekten daha kârlı hale geliyor” diyerek çiftçinin umudunun tükendiğini ifade etti.

“ÜRETİCİ MALİYETİNİN ALTINDA SATMAYA MECBUR BIRAKILMAMALI”

Konuşmasının sonunda iktidara acil eylem çağrısında bulunan Burhanettin Kocamaz, TARİŞ gibi tarım satış kooperatiflerinin alım kapasitesi ve finansman imkânlarının derhâl güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Zeytin üreticisine yeterli ve zamanında destek verilmesini, mazot ile gübre maliyetlerinin düşürülmesini talep eden Kocamaz, alım fiyatlarının mutlaka üretim maliyetleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Haberin Devamını Oku

Trendler