Hoşgeldiniz  

AYDINCIK MARİNA OLAYI ORTAYA KOYDU! GAZETECİ DERVİŞ SÖNMEZ YAZDI: “DALGALI TARLA CUMHURİYETİ”NDEN “MARİNA” KORKUSUNA…

admin | 22 Şubat 2026 | Genel, Gündem, Son Dakika, Tüm Manşetler, Yerel Haberler A- A+

AYDINCIK MARİNA OLAYI ORTAYA KOYDU! GAZETECİ DERVİŞ SÖNMEZ YAZDI: “DALGALI TARLA CUMHURİYETİ”NDEN “MARİNA” KORKUSUNA…

Mersin’in turizmle bitmeyen imtihanını kaleme alan Gazeteci Derviş Sönmez, Aydıncık projesine karşı yükselen “hassasiyet” dalgasını sorguladı. CHP’li belediye başkanlarına seslenen Sönmez, “Hem turizm kenti olalım deyip hem de deniz turizminin temel yatırımına mesafe koymak çelişki değil mi?” dedi. Gazipaşa’dan Erdemli’ye kadar olan boşluğa dikkat çeken Sönmez, Aydıncık’ın KKTC ile olan stratejik bağını hatırlatarak sordu: “Mersin bir eşiği aşacak mı, yoksa günübirlikçi mangal dumanına mahkum mu kalacak?” Siyaset refleksiyle şehir vizyonu arasındaki farkı çarpıcı bir dille anlatan Derviş Sönmez, Mersin’in turizmdeki kaderini belirleyecek o soruyu sordu: “Eğer bir yat limanına bile ‘acaba’ diyorsak, Antalya ile aynı cümlede anılmayı bırakalım!” İşte Derviş Sönmez’in o yazısı:

DALGALI TARLA CUMHURİYETİ’NDEN “MARİNA” KORKUSUNA…

Mersin’in turizmle imtihanı bitmiyor. Çünkü biz turizmi hâlâ uzaktan akraba gibi görüyoruz. Bayramdan bayrama hatırlıyoruz, sonra yine unutuyoruz.

Aydıncık Yat Limanı meselesi çıktı ya… Bir anda memleket çevreci kesildi, şehir plancısı kesildi, deniz biyoloğu kesildi. Sanki Monaco’ya ikinci limanı yapıyoruz.

Önce şu gerçeği masaya koyalım: Türkiye’nin turizm planlarında Mersin diye bir başlık tarih boyunca pek olmadı. Antalya büyürken biz dalgaları saydık. Muğla marka olurken biz yazlıkçı ağırladık. İzmir kruvaziyer konuşurken biz apartman kat sayısını tartıştık.

1984’te SEKA’yı Taşucu’na kurduk. Kimse çıkıp “Ya biz burayı turizmle anılacak bir yer yapalım” demedi. Çünkü biz denize hep -kulakları çınlasın, varlığı daim olsun benim için müthiş kıymetli insan Bozyazı’nın önceki dönem Belediye Başkanı- Mehmet Ballı’nın dediği gibi baktık: “Dalgalı tarla.”

Belki de haklıydık! Tarla olsaydı ekip biçerdik, en azından ürün alırdık. Denizden ne aldık? Günübirlikçi, mangal dumanı ve çok katlı yazlık.

Gazipaşa’dan doğuya doğru turizm bıçak gibi kesilir. O bıçak Mersin sınırında durur. Çünkü biz turizmi yatırım olarak değil, yazlıkçıya arsa olarak gördük. Beş yıldızlı otel yerine on beş katlı apartman diktik. Sonra da “Niye turist gelmiyor?” diye sorduk. Gerçekten niye acaba?

Gelelim asıl meseleye.

Aydıncık’a yat limanı yapılacak denince bir hassasiyet dalgası yükseldi. Özellikle de CHP’li belediye başkanları cephesinden.

Aydıncık Belediyesi CHP’li.

Mersin Büyükşehir Belediyesi CHP’li.

Aydıncık Belediye Başkanı Özkan Kılıçarpa’nın karşı duruşu niye?

İnsan ister istemez düşünüyor: Mesela Kılıçarpa, Cumhur’cu olsa ne olurdu? “Katılımcı süreç, bilimsel rapor, çevresel denge” başlıkları biraz daha esnek mi olurdu?

Bakın kimse Aydıncık “Bodrum” olacak demiyor. Erdemli oldu mu? Marina var da Saint-Tropez mi oldu? Hayır. Marina sihirli değnek değil. Ama stratejik bir hamle.

Gazipaşa’dan Erdemli’ye kadar tek bir yat limanı yok. KKTC’ye en yakın nokta Aydıncık. Kıbrıs’tan gelen teknelerin giriş kapısı olabilir. Türkiye’den çıkanların son selam verdiği liman olabilir. Bu, turizmden çok denizcilik haritasında yer almak demek.

Ama biz ne yapıyoruz?

“Çevre hassasiyeti…”

Elbette çevre önemli. Ama nedense bu hassasiyet hep yatırım söz konusu olunca zirve yapıyor. Kıyılar betonlaşırken, Kazanlı yıllardır çivi beklerken, apartmanlar sahile gölge düşürürken aynı ses tonunu pek duymadık.

Şimdi soralım:

Mersin turizmde büyüsün mü?

Deniz turizminde bir adım atsın mı?

Yoksa “biz günübirlikçimizden memnunuz” mu diyelim?

CHP’li belediye başkanları bu konuda net olmak zorunda. Hem “Mersin turizm kenti olmalı” deyip hem de deniz turizminin en temel yatırımlarından birine mesafeli durmak biraz çelişkili durmuyor mu?

Siyaset refleksiyle hareket etmek kolay. Ama şehir refleksi başka bir şeydir.

Aydıncık’a marina yapılınca şehir bir anda zengin olmayacak. Ama bir eşik aşılacak. Bir iddia ortaya konacak. “Biz denizi sadece seyretmiyoruz” denilecek.

Yok eğer mesele ideolojik pozisyon almaksa, onu da açıkça söyleyelim. Millet en azından neyin tartışıldığını bilsin.

Yıllarca denizi tarla sandık.

Şimdi liman görünce telaşlandık.

Turizm istiyoruz ama turist gelmesin.

Denizden kazanalım ama marina olmasın.

Büyüyelim ama risk almayalım.

Sayın başkanlar…

Bu şehir sizden rapor değil, cesaret bekliyor.

Eğer Aydıncık’ta bir yat limanına bile “acaba” diyorsak, Antalya’yla, Muğla’yla aynı cümlede Mersin’i anmayı da bırakalım.

Çünkü mesele çevre değil.

Mesele, bu şehrin büyümesine gerçekten inanıp inanmadığınız.

Ve unutmayın…

Dalgalı tarlada siyaset yapılır.

Ama denizde vizyon gerekir.

Paylaşın:
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN SON HABERLER

© 2020 Sansasyonel Haber Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Reklamı Gizle
Reklamı Gizle